Akciğer Kanseri Hakkında
Akciğer kanseri, günümüzde yaygın bir hastalıktır ve erkeklerde tüm dünyada en çok öldüren kanser türüdür. Ölüm nedenleri arasında kardiyovasküler hastalıklardan sonra ikinci sırada yer almaktadır. 17 Kasım Dünya Akciğer Kanseri günü olarak farkındalık yaratılmaya çalışılmıştır
Amerika Birleşik Devletleri’nde, 1987’den beri kadınlarda kanser ölümlerinde ilk sırayı almaktadır. Akciğer kanseri, ABD dışındaki gelişmiş ülkelerde de kansere bağlı ölümlerin birinci nedeni olmaktadır.
İstatistiklerin iyi tutulduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) 2002 yılında 1.2 milyon kanser olgusunun 170 bininin, 555 bin kansere bağlı ölümün 155 bininin akciğer kanserine bağlı olduğu bilinmektedir. Sıklıkla erkeklerde görülmesine rağmen son dekadlarda bayanların da sigara tüketme alışkanlığının artmasına bağlı olarak akciğer kanserine yakalanan bayan hasta sayısında önemli artış vardır. ABD’ de son 80 yılda bayanlar arasında insidansı % 600 artmıştır.Ülkemizde de yoğun sigara alışkanlığının bulunması ve kötü çevresel faktörler nedeniyle akciğer kanseri en sık görülen kanserdir.
Risk faktörleri nelerdir?
Bilinen en önemli risk faktörü sigara içimidir. Sigara içenlerde akciğer kanseri riski 24-36 kat fazladır. Pasif sigara içiminde risk % 3,5’tir. Sigaraya başlama yaşı, sigara içme süresi, içilen sigara sayısı risk oranlarını etkiler. Akciğer kanseri riski için diğer etkenler, yaş, ırk, cinsiyet, meslek, önceden geçirilmiş akciğer hastalıkları, beslenme, genetik ve immünojenik faktörlerdir. Akciğer kanseri önceden kadınlarda daha az görülmesine rağmen, son zamanlarda kadınlardaki sigara tüketiminin artması ile beraber önemli artışlar görülmektedir.
Akciğer Kanserinin Belirtileri nelerdir?
Akciğer kanserinin, en sık ve ilk görülen belirtisi öksürüktür. Ne yazık ki akciğer kanserine yakalanan hastaların büyük bir bölümü sigara tiryakisi olduğundan öksürüğü sigaraya bağlayarak önemsemezler. Bu nedenle hekime başvurmakta gecikmeler olabilir. Öksürük dışında, hastalığın yaygınlığına (evresine) göre kilo kaybı, halsizlik, kan tükürme, nefes darlığı, ses kısıklığı, ağrı gibi belirtiler olabilir. Bazen akciğer kanserinin diğer organlara yayılması sonucunda değişik belirtiler ortaya çıkabilir. Sık olarak, beyine sıçraması sonucunda baş ağrısı, baş dönmesi, dengesizlik veya felçler görülebilir. Akciğer kanserinin kemiklere sıçraması şiddetli kemik ağrılarına neden olur.
Akciğer Kanserine Tanı nasıl konulur?
Akciğer kanserinde ilk tanısal girişim göğüs hastalıkları uzmanı tarafından kişinin muayenesi ve akciğer filminin çekilmesidir. Bunu, bilgisayarlı akciğer tomografisi izler. Tüm kanserlerde olduğu gibi, kanserin doku örneklerinde gösterilmesi ve cinsinin saptanması gereklidir. Bunun için başvurulan en sık yöntem bronkoskopidir. Bronkoskopi nefes borusu ve bronşların görülmesi ve patolojik inceleme için örnek alınması işlemidir. Günümüzde son derece kolay uygulanan, güvenilir, komplikasyonu çok az olan bir tanı yöntemidir. Bazı hastalarda histopatolojik tanı için bilgisayarlı tomografi eşliğinde akciğerdeki kitleden ince bir iğne ile örnek alınarak tanı konulması gerekebilir. Bu yöntemin de bronkoskopi gibi uygulanması kolay, güvenilir, komplikasyonu azdır. Bunun dışında, tanı için sık olmayarak bazı cerrahi girişimler gerekebilir. Bunlar; Video Eşliğinde Torakoskopik Cerrahi (VATS) veya açık biyopsi yapılmasıdır.
Hastalığın evreleri nelerdir?
Akciğer kanseri tanısı konulduktan sonra hastalığın evrelemesi çok büyük bir öneme sahiptir. Uygulanacak en doğru tedavinin belirlenmesi hastalığın evresine bağlıdır. Tümörün büyüklüğü, yeri, ana damarlar ile ilişkisi, lenf noduna yayılması ve akciğer dışı organlara sıçramasının araştırılması yapılır. Başta radyolojik yöntemler olan bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans (MR) görüntülemesi çok yararlıdır. Pozitron emisyon tomografisi (PET-BT) ise, evreleme için artık günümüzde vazgeçilmez bir yöntemdir. Bazı hastalarda göğüs içindeki lenf nodlarına kanserin yayılımını araştırmak amacıyla EBUS veya mediyastinoskopi yapmak gereklidir. Mediyastinoskopi göğüs cerrahisi uzmanı tarafından göğüs içindeki lenf nodlarından örnek alınması amacıyla yapılan küçük cerrahi bir girişimdir. Hastalığın evresi tümörün büyüklüğü, lenf bezlerinin yeri ve tutulumu ve uzak organ metastazı bulunup bulunmamasına göre evrelenir. Ne kadar erken evrede yakalanırsa tedavi şansı o oranda yüksek olur.
Hastalığın tedavisi nasıl yapılır?
Akciğer kanseri tedavisi; göğüs hastalıkları, göğüs cerrahisi, medikal onkoloji ve radyasyon onkolojisinin ekip çalışmasını gerektirir. Küçük hücreli akciğer kanseri genel olarak hızlı ilerlediği ve lenf bezlerine sıklıkla metastaz yaptığı için bu hastalarda cerrahi tedavinin yeri yoktur. Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde ana tedavi yöntemi cerrahidir. Ameliyat edilen hastaların patolojik incelemelerine göre ilave olarak kemoterapi ve/veya radyoterapi gerekebilir. Genel durumu itibarıyla veya hastalığın evresi ileri olduğundan dolayı ameliyat edilemeyen hastalarda kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanır.
Kaynak: anadolusağlik.org

