AkademiBilgi KöşesiEğitim

Ibn-i Sina

Islâm dünyasında İbn Sînâ künyesiyle meşhur olup bilim ve felsefe alanındaki eşsiz konumunu ifade etmek amacıyla Ortaçağ âlim ve düşünürleri tarafından kendisine verilen
“eş-şeyhü’r-reîs” unvanı ile de bilinir. Ayrıca “hüccetü’l-hak, şerefü’l-mülk, ed-düstûr” gibi vasıflarla da anılmıştır. Batı’da genellikle Avicenna olarak bilinmekte ve “filozofların prensi”
diye nitelenmektedir
Ibni sina 19 yaşına geldiğinde artık tıp doktoruydu. İbn Sînâ, Sâmânî Hükümdarı Nûh b. Mansûr’un ağır bir hastalığa yakalanması üzerine saraya davet edildi. Saray doktorları ile yaptığı ortak çalışmalar sonucunda sultanın tedavisi konusunda nisbî bir başarı sağladı. Bu şekilde daha on sekiz yaşında iken saray hekimliğine getirilen İbn Sînâ, zengin saray kütüphanesine girerek tıpla ilgili eserleri okuma ve inceleme imkanına kavuştu. Bir müddet sonra yanıp harap olan bu kütüphanede daha önce ismini bile duymadığı pek çok tabip ve düşünürü okuma fırsatını elde etmişti. Küçük ve büyük kan dolaşımını birbirinden ayıran İbn-i Sina, yasak olmasına rağmen
kadavralar üzerinde de çalıştı.

Sıhhat ve Hastalık

İbn-i Sina tıbbı şöyle tarif eder:  “Tıp ilmi: Hastalık ve sıhhatle insan vücudunun halini öğretir. Sıhhatli olan kimselerin sağlığını korumak, hasta olanları sıhhate kavuşturmak bu ilim
sayesinde olur. Sıhhat ve hastalık dört sınıf sebepten ileri gelir.
Maddi sebepler: Bunlar azalar ve onda dolaşan yeller ile kani safra, balgam, sevda ismi ile maruf bu dört unsur birinci sebebi teşkil ederler.
Fail sebepler: Bunlar yiyecek ve içecek şeyleri teşkil ederler. Bunların vücuttaki değişiklikleri hava, havanın içinde bulunan yabancı buharlar, dumanlar, gazlar, bunların vücutta toplanmaları, çıkmaları iklimler, şehirler oturulacak evler, erkeklik, dişilik ve daha birçok hastalığa tesir eden şeyler: ikinci sınıf sebebi teşkil ederler.
Suri sebepler: Bunlar insanın şekline aittir. Bir azanın fazla büyük veya küçük olması, tabii şekilde olup olmaması üçüncü sınıfı teşkil ederler.
Tamamlayıcı sebepler: Bunlar vücuttaki kan, safra, balgam, sevda ve azaların fiillerine mahsus olan hallerdir. Bunların kendileri sağlam olur da faaliyetleri bozuk olursa, hastalık gelir.

Hekimlerin Piri ve Hükümdarı

Batılı kaynakların “Hâkim-i Tıb”, diğer bir deyişle “Hekimlerin Piri ve Hükümdarı” olarak nitelendirdikleri İbn-i Sina’nın bin yıl önce kaleme aldığı Küçük Tıp Kanunu (El Kanun El-Sağir fi’t Tıbb) İbn-i Sina’nın 14 ciltlik tıp ansiklopedisidir. Arapça yazılmış olan eser 1025 yılında tamamlanmıştır. Eserin içeriği İbn-i Sina’nın kendi deneyimlerine, Orta Çağ İslam tıbbına, antik Yunanlı hekim Galen’in yazılarına, antik Hint tıp geleneğinin hekimlerinden Suşruta ve Çaraka’ya ve antik Arap ve Pers tıp geleneklerine dayanmaktadır. Eser sıklıkla tıp
tarihindeki en ünlü eserlerden birisi olarak adlandırılır. Ibn-i Sina, tıp dalında ‘doktorların sultanı’ olarak anılmaktadır. “1980’de toplanan milletler arası İbn-i Sina kongresinde ise şöyle anılmıştı: ‘O çağının ve çağların en büyük tıp araştırıcısıdır.’ Bugün Paris Tıp Fakültesi’nin büyük holünde İbn-i Sina’nın resmi asılı bulunmaktadır. Bu, ona verilen değerin açık bir ifadesidir.